

|
|
|
|
Kadim Taocular, dokular ve organlar sürekli olarak enerji ile
beslenmedikleri takdirde insanların yaşamlarını sürdüremeyeceğini anlamışlardır.
Aynı zamanda bedenin içindeki enerji dengelendiğinde kişinin sağlıklı
kalabildiğini ve hastalıkların ise yalnızca enerjide bir zayıflama ya da kaza
olduğunda meydana geldiğini fark etmişlerdir.
İhtiyaç duyduğumuz
enerjinin büyük bir bölümünü yediğimiz besinlerden ve soluduğumuz havadan
almaktayız. Bununla birlikte, bedenimiz tıpkı pahalı bir otomobil gibi, eğer
doğru ve en iyi şekilde çalışacaksa, sürekli olarak korunmalı ve bakımı
yapılmalıdır. Taocu ustalar yüzyıllardır, bedenin farklı sistemlerinde dolaşan
enerjinin, bedenin Yedi Salgı Bezi tarafından düzenlendiğini biliyorlardı. Bu
yedi salgı bezi bedenin içindeki sıralarına göre yukarıdan aşağıya doğru şu
şekildeler.
Epifiz bezi, salgıları aracılığıyla diğer salgı
bezlerini doğrudan etkilemektedir ve kişinin ruhsal düzeyde iletişime geçmesine
olanak tanır. Sezgi ve farkındalık da bu bezle ilişkilidir; bu nedenle aynı
zamanda Ruhun Evi olarak adlandırılır.
Hipofiz bezi hafızayı,
bilgeliği, zekayı ve düşünceyi yönetir ve Zekanın Evi olarak
adlandırılır.
Tiroid bezi bedendeki hücrelerin metabolizmasını
düzenler, büyümeyi denetler. Aynı zamanda solunum sistemiyle ilişkilidir. Büyüme
Evi olarak adlandırılır.
Timüs bezi, kalbi ve dolaşım sistemini
kontrol eder ve Kalbin Evi olarak adlandırılır.
Pankreas,
sindirim sistemini, kan şekeri seviyesini ve beden ısısını denetler. Bu bez,
Geçiş Evi olarak bilinir.
Cinsel bezler erkeklerde erbezleri ve
prostat, kadınlarda yumurtalıklar, rahim, vajina ve göğüsler hormon
salgılanmasından, cinsel enerjiden ve üretimden sorumludurlar.
Özün Evi
olarak adlandırılırlar.
Bu içerik
24 Mart 2009 tarihinde eklenmiştir. |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|


|